SON DAKİKA
Hava Durumu

Bugün Maduro yarın kim acaba?

Yazının Giriş Tarihi: 05.01.2026 12:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.01.2026 12:40

Tarihler 3 Ocak 2026 ajanslar son dakika haberlerini geçtiler, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in ABD Özel Kuvvetleri tarafından Caracas’ta düzenlenen bir operasyonla kaçırıldı.

Bu tablo, bize artık savaşların seyrinin değiştiğini, bir ülkenin egemenliğinin silah sesi duyulmadan aşındırıldığı yeni bir dönemi açıkça ortaya koyuyor. Güçlü devletler, yeraltı zenginlikleriyle öne çıkan petrol, doğalgaz ve nadir toprak elementlerine sahip ülkeleri açık hedef hâline getirirken, müdahalelerin gerekçesi değişse de niyetini gizlemiyor.

Muhbir İçerden

Aylar öncesinden sızdırıldığı iddia edilen CIA faaliyetleri, çok gizli yürütülen operasyonlar ve yerel muhbirler üzerinden kurulan ağlar… Bunlar, yalnızca bir devlet başkanına yönelik bir hamle değil; bir ülkenin iç işleyişine doğrudan bir müdahale anlamına gelir. ABD’nin Maduro ’ya yaptığı operasyon bir ülkenin egemenlik” haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun yok sayılması demektir.

Bugün mesele Maduro ’dur; yarın başka bir lider, başka bir ülke işgalin pençesindedir. Eğer bugün dünya bu haydutluğa sessiz kaldığında; yarın Rusya ve Çin gibi ülkelere emsal teşkil edecektir. Ve emsaller, büyük güçlerin iştahını her zaman kabartır.

Gazze Konusunda Konuşmuştu

Geçmişte Maduro Gazze konusunda sert açıklamalar yapmıştı; İsrail’in Gazze'de Adolf Hitler döneminden bu yana insanlığın tanık olduğu en vahşi soykırımı işlediğini söylemişti, Filistin halkıyla "sarsılmaz bir dayanışma" içinde olduklarını dile getiren Maduro. ABD’ninde Gazze'deki soykırımın ortağı olduğunu, Washington'daki emperyalist elitlerin ve dünya genelindeki aşırı sağcı müttefiklerinin, tüm dünyanın gözü önünde yaşanan bu soykırımı desteklediğini ve finanse ettiğini söyleyerek ABD ve İsrailin tepkisini çekmişti.

Dünya Sessiz, Sadece Kınamalar Var

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel: “Venezuela için gerekirse kendi kanımızı bile vermeye hazırız!” Harami gibi sağa sola çökmeye çalışan ABD başkanı. Dünyanın huzurunu ve güvenini bozuyor. Utanmadan Barışlar getirdim diyor. Nobel ödülü almalıyım diyor.

Rusya ve Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD’nin egemen bir ülkeye ve onun devlet başkanına güç kullanmasından derin şok içindedir ve bunu güçlü şekilde kınamaktadır." ifadesi kullanıldı.

ABD’nin Borcu

ABD’nin hızla büyüyen ulusal borcu, 21 Ekim 2025 itibarıyla 38 trilyon doları aşarken, bu yükten kurtulma arayışının gözleri doğal olarak enerji zengini coğrafyalara çevirdiği görülüyor. Bu noktada Venezuela, yaklaşık 303 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezerviyle, yani dünya rezervlerinin yaklaşık yüzde 17’sini elinde tutarak stratejik bir hedef hâline geliyor. Brent petrolün varil fiyatı 60 dolar kabul edildiğinde, bu rezervlerin doğrudan işletilmesi ABD’ye yaklaşık 18 trilyon 180 milyar dolarlık bir gelir anlamına geliyor.

Üstelik eski üretim yöntemleri yerine ileri teknoloji kullanılması hâlinde bu kazancın iki katına çıkması, yani yaklaşık 37 trilyon dolara ulaşması mümkün görünüyor. Bu tablo, Venezuela petrolünün yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda ABD açısından devasa borç yükünü sıfırlayabilecek büyüklükte bir ekonomik kaldıraç olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.

ABD ve Zorbalık

Geçmişte ABD; Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de hep aynı masalı anlattı.

“Diktatör rejimleri devireceğiz”,

“Halkları özgürleştireceğiz”,

“İnsan haklarını koruyacağız…”

Sonuç ne oldu?

Özgürlük gelmedi.

Demokrasi gelmedi.

Barış hiç gelmedi.

Rahmetli Aşık Mahzuni Şerif’in dizelerinde dediği gibi;

Kan döktürür, silah satar

Amerika katil katil

Bunca milletlere yazık

Sömürülmüş bağrı ezik

Seni seven kanı bozuk

Amerika katil katil

Buna karşılık yaklaşık bir milyon insanı ABD katletti. Kentler yerle bir edildi, toplumlar parçalandı, milyonlarca insan mülteciye dönüştü.

Asıl mesele hiçbir zaman diktatörler olmadı.

Asıl mesele petrol, doğalgaz, jeopolitik hatlar ve küresel hâkimiyetti.

Irak’ta petrol sahaları,

Libya’da Afrika’nın en büyük enerji rezervleri,

Suriye’de enerji koridorları ve su havzaları,

Afganistan’da madenler ve stratejik geçiş yolları…

Haritalar değişti ama senaryo hiç değişmedi.

Amerikan emperyalizmi için savaş; bir güvenlik meselesi değil, ticari bir yatırımdır. Silah şirketleri, petrol devleri, finans çevreleri hep kazanır. Kaybedenler hep mazlum halklar olur.

Bugün “özgürlük” adına bombalanan coğrafyalar, yarın “istikrarsızlık” bahanesiyle yeniden hedefe konur. Çünkü kaos, emperyal düzenin yakıtıdır.

Daha acı olan ise şudur:

Bu yalan artık bilinmesine rağmen hâlâ pazarlanabiliyor.

Çünkü güç, hakikatin üzerine çıktığında; adalet ortadan kalkar

Ve tarih şunu defalarca gösterdi:

Bir ülkeye demokrasi bombayla geliyorsa, orada amaç özgürlük değil, işgaldir.

Trump’ın Kolombiya’dan Grönland’a, Küba’dan İran’a kadar uzanan tehditkâr söylemleri ise bu sürecin bir istisna değil, planlı bir strateji olduğunun ilanı niteliğinde; adeta dünyaya “sıradaki sizsiniz” mesajı veriliyor.

Bir ülkenin liderinin başka bir devlet tarafından zorla alınabileceği fikri, artık insanlara imkânsız gelmiyorsa, dünya çok daha güvensiz bir yere sürükleniyor demektir.

Hayırlı bir hafta diliyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Yükleniyor..
    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.