SON DAKİKA
Hava Durumu

Sahiplenmek

Yazının Giriş Tarihi: 19.01.2026 00:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.01.2026 00:20

İnsan hayatı, inişli çıkışlı bir grafik gibidir. Bazen zirveye çıkarız, bazen sıfır noktasına düşeriz. Eğer hayat düz bir çizgi halinde ilerleseydi, ne anlamı olurdu ne de değeri… Sevinçle keder, umutla hüzün iç içe geçmiştir. Çünkü insan, zıtlıklarla olgunlaşır.

Doğduğumuz an ağlayarak başlarız bu hayata. Henüz konuşmayı bilmeden, acıyı da mutluluğu da tanırız. Çocukken düşeriz, kalkarız, ağlarız. En yakınlarımızdan birini kaybettiğimizde gözyaşlarımız sel olur akar. Ama hayat devam eder.

Gün gelir güleriz, seviniriz, kahkahalarımız gökyüzüne karışır. Okulu bitirdiğimizde, diplomayı aldığımızda, evlendiğimizde, ilk çocuğumuz hayata merhaba dediğinde, ilk torun sahibi olduğumuzda… Her biri birer bayramdır bize.

Ama şu gerçeği de unutmamalıyız: Hiçbir şeye gerçekten sahip değiliz. Ne sevince, ne kedere… Ne gençliğe, ne yaşlılığa… Zaman durmadan tıkır tıkır işlemektedir. Zaman hep ileriye gitmektedir. Sevinç, tasa, hüzün, mutluluk… Hepsi bizi biz yapan duraklardır. Bizler yaşadığımız tecrübelerimizle yol alırız. Aynı hataya düşmemek için geçmişimize bakarız. İşte bu da zamanın bize bıraktığı en kıymetli mirastır.

Ellerimize bakın… Dün bebekti, bugün yetişkin. Yarın ihtiyarlığın izleri düşecek. Gençliğimize sahip değiliz, yaşlılığımıza da… Çünkü hiçbir şey yerinde durmuyor. Sahip olduğumuzu sandığımız her şey, aslında bize birer emanet.

Evimiz var, arabamız var, dolaplarımız tıka basa dolu… Ama günde sadece bir kıyafet giyebiliyoruz. Birçok evimiz olabilir ama sadece birinde oturuyoruz. Birden fazla arabamız olabilir ama aynı anda birine binebiliyoruz. Kazandıklarımız elbette kıymetli; emek var, alın teri var. Ama hepsi geçici… Asıl mesele bunu hiçbir zaman unutmamak.

Makamlar, mevkiler, servetler… Dünyalık olan her şey hepsi bir gün elimizden gidecek. Kaybettiğimizde neden bu kadar üzülüyoruz? Çünkü “benim” diyoruz, sahipleniyoruz. Oysa insan doğduğu andan itibaren bu dünyada misafir olduğunu unutmamalı.

Bir gün kullandığımız her şey başkalarına kalacak. Çünkü insanoğlu ölümlü… Ölüm, sessiz ama mutlak bir gerçek. Her gün yüzlerce insan doğuyor, yüzlercesi göç ediyor bu alemden. Bu hakikatin bilincinde olarak, dünya hayatında duruşumuzu her daim haktan ve adaletten yana göstermeliyiz.

Kendimize bir soralım: Daha dün bir çocuktuk, hiçbir şeyimiz yoktu. Büyüdük, genç olduk, evlendik, çalıştık, çabaladık kazandık. Şükretmeyi öğrenmeliyiz. Kanaatkâr olmalıyız. Ama bir gerçeği de aklımızdan çıkarmamalıyız: Ne evi mezara götürebiliriz, ne arabayı… Hayat elbet bir gün son bulacak.

Öyleyse faniliğini bildiğimiz bu hayatta, kalp kırmadan, gönül incitmeden yaşamak bizim için en büyük kazançtır. Ardımızda güzel sözler, hayırlı izler bırakmak gerekir. Rabbine layık bir kul olma gayretiyle yürümek gerekir. Çünkü bir gün mutlaka hesap vakti gelecek. O gün öyle çetin ki; annenin evladını görmezden geldiği, babanın oğlundan uzaklaştığı bir gün… Herkesin sadece kendi hesabını düşündüğü o büyük mahşer gününde ilahi adalet eksiksiz tecelli edecektir.

Bu sebeple yaşarken ölüm hakikatini daima hatırda tutmalıyız. Helal lokmanın peşinde olmalı, haramdan uzak durmalı, en önemlisi de kul hakkına dikkat etmeliyiz.

Ama insan nefis taşıyor… Unutuyor. Dün cenazeden dönen bizler, birkaç gün sonra hayatın telaşına kapılıp ölümü hatırlamaz oluyoruz. Oysa ölüm, en büyük gerçek.

Katma değeri yüksek hayırlı bir hafta diliyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Yükleniyor..
    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.