SON DAKİKA
Hava Durumu

Söz uçar yazı kalır

Yazının Giriş Tarihi: 09.02.2026 00:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.02.2026 00:26

Değerli okurlarım, günümüzde kalemle yazı yazma alışkanlığını unutur olduk. Köroğlu’nun “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” sözünü hatırlarsınız. Bilgisayarın hayatımıza girmesiyle birlikte kalemle yazmak neredeyse tarih oldu. Artık birçok insan, duygu ve düşüncelerini kâğıda dökmekte zorlanıyor. Oysa yazmak; düşünceleri berraklaştıran, kelimelere anlam kazandıran ve zihni besleyen bir uğraştır. Zira insan, düşündükçe olgunlaşır; yazdıkça fikirleri kalıcı bir iz bırakır.

Yazmak; insanın ufkunu genişleten en güçlü eylemlerden biridir. Ne yazık ki günümüzde yazı ve kalemle olan bağımız giderek zayıflıyor. Yeni nesil gençler, klavye tuşlarına basmayı tercih ediyor; el yazısından, kalemin sayfada bıraktığı izden, mürekkebin duyguya dönüşmesinden uzaklaşıyorlar.

İlk Emir: Oku!

Kur’an’ın ilk emri “Oku! Yani insanın yükselmesinin ilk basamağı okumaktır. Okumakla başlar düşünme, okumakla açılır kalbin ve zihnin kapıları… Ama okumak için yazmak gerekir. Kelimenin tam anlamıyla… Yazmak da okumanın ayrılmaz bir parçasıdır. Söz ağızdan çıktığı anda yok olur; ama yazı kalır, iz bırakır, gelecek nesillere miras olur.

Tarihten Yazılı Anlaşmalara Örnekler

Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı II. Muvattalli, Suriye topraklarındaki egemenlik mücadelesi nedeniyle karşı karşıya geldiler. M.Ö. 1274 yılında, tarihin en büyük savaşı olarak kabul edilen Kadeş Savaşı meydana geldi. Mısırlılar zafer ilan etse de aslında savaşın kazananı olmamıştır.

Bu nedenle Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattuşili arasında tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması imzalanmıştır.

Taşlara Kazınmış Türk Tarihi

Gelelim bizim medeniyete, Türk tarihinin gururu olan Orhun Yazıtları… 8. yüzyılda Göktürkler tarafından dikilen taş anıtlar, sadece bir yazı değil, aynı zamanda bir milletin hafızasıdır.

Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk yazıtlarında; Türk milletine altın öğütler verilmiş, devlet yönetimi anlatılmış, bağımsızlık sevdası satırlara kaydedilmiştir. “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, Türk milleti, ilini töresini kimse bozamaz!” diyen bir iradeyi taştan okumak, yazının nasıl bir güç olduğunu gösterir. Orhun’da yazılan sadece kelimeler değil, bir milletin geçmişten gelen ruhudur.

Mektupların Değeri

Bundan 35-40 yıl önce kalemle, kâğıda duygu ve düşüncelerimizi yazdığımız mektuplar vardı… Seven sevdiğine duyduğu sevgi ve hasreti satırlara yazardı. Asker mektupları, gurbet mektupları, çocukların anne-babaya yazdığı sevgi dolu satırlar… Her biri, insanın iç dünyasını en saf haliyle yansıtırdı. Yazarken düşünürdük, hissederdik, kelime kelime duygularımızı tartardık. Mektuplar saklanırdı; yıllar sonra açılıp okunduğunda geçmişi yeniden yad ederdik.

Bugünkü Yazı Kültürümüz ve Dijital Aydınlanma

Şimdilerde teknoloji çağındayız. Parmak uçlarımız ekrana dokunuyor; yazılar anında gidiyor, anında kayboluyor. Bir tıkla her şey silinebiliyor. Dijital ortamda yazılan cümleler ne kadar değerli?

Yazı, İnsanın Kendi Duygu ve Düşüncelerini Topluma Aktarmasıdır.

İnsanlık hafızasını önce tabletlere sonra, kâğıda, kelimeye ve kalemin ucuna emanet etti. İnsan yazıyı kaydettiği her gün, aslında kendimizi kaydediyoruz. Çünkü yazmak, düşünceyi özgürleştirir. Boşuna denmemiş: “Söz uçar, yazı kalır.” Bugün hâlâ Orhun Yazıtlarını okuyabiliyorsak, Sümer tabletlerini çözebiliyorsak, dedelerimizin mektuplarını saklayabiliyorsak; işte bu yüzden… Yazı sayesinde! Gelin, kalemi yeniden elimize alalım. Sesimizi, bizi biz yapan duygularımızı satırlara döktürelim. Geleceğe hafızamızı aktarmanın tek yolu, yazmaktan geçmektedir. Kalemlerimizin tükenmediği, kâğıtlarımızın hiç bitmediği günler dileğiyle, hayırlı bir hafta diliyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Yükleniyor..
    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.