SON DAKİKA
Hava Durumu

Türkiye’yi sarsan iki gün

Yazının Giriş Tarihi: 16.04.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.04.2026 00:08

Kıymetli okurlarım; Türkiye, son 48 saatte acı haberlerle sarsıldı. Önce Şanlıurfa ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarıyla içimiz yandı. Siverek’te eski bir öğrencinin okula av tüfeğiyle girerek ateş açması sonucu 16 kişi yaralanırken, bugün Onikişubat’ta biri öğretmen, sekizi öğrenci 9 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi de ağır yaralandı. Peş peşe gelen bu iki acı olay, gençleri şiddete iten nedenlerin artık çok daha ciddi şekilde ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Bugün yaşanan şiddet olaylarına, gençler arasında artan saldırganlığa ve okul çağındaki çocukların bile silaha yönelmesine sadece “anlık bir öfke” diyerek bakamayız. Bu tablo, yıllardır biriken büyük bir toplumsal çözülmenin sonucudur.

Din, ahlak, vicdan, büyüğe saygı, küçüğe sevgi…

Bir zamanlar aileyi ve toplumu ayakta tutan temel değerler hızla aşınıyor.

Gençlik artık çoğu zaman rehberini ailede, okulda ya da toplumun ortak değerlerinde değil; sosyal medyanın karanlık koridorlarında arıyor.

Ve ne yazık ki orada karşısına çıkan şey çoğu zaman bilgi değil, özenti kültürüdür.

Bugünün gençleri akıllı telefon ekranlarının içinde büyüyor.

Telefon artık sadece bir iletişim aracı değil aynı zamanda karakter inşa eden, davranış biçimi oluşturan, hatta hayat tarzı dayatan bir mekanizmaya dönüştü.

Şiddet videoları…

Uyuşturucuyu normalleştiren içerikler…

Taciz, istismar ve cinsellik üzerinden prim yapan yayınlar…

Kolay para kazanma vaatleri…

Bütün bunlar muhakeme gücü henüz gelişmemiş genç zihinleri kuşatıyor.

Çalışmadan zengin olma, emek vermeden yükselme, kısa yoldan köşe dönme düşüncesi özellikle Tv ve sosyal medya üzerinden sürekli pompalanıyor.

Bir genç, ekranlarda sadece lüks arabaları, gösterişli hayatları ve sorumsuz yaşam biçimlerinin büyüsüne kapılıyorsa; doğal olarak gerçek hayatın emeğini küçümsemeye başlıyor.

Okumuyor, düşünmüyor, üretmiyor.

Sadece hayatı haz ve hız peşinde koşarak yaşamak istiyor.

Televizyon dizilerinde yıllardır aynı senaryo dönüyor:

Mafya figürleri, aldatma hikâyeleri, aile kurumunu zedeleyen ilişkiler normalleştiriliyor.

Taciz, tecavüz, şiddet, silah, tehdit, suç ilişkileri…

Toplumun önüne sürekli güç gösterisini öven, suçu cazip hale getiren içerikler konuluyor.

Sadakatsizlik, ihanet ve yozlaşmış hayat tarzları sıradanlaştırılıyor.

Bir başka gerçek de aile içindeki sorumluluk boşluğudur.

Çocuk hazır para ile büyüyor, ancak sorumluluk duygusu kazanmıyor.

Emek vermeden sahip olma alışkanlığı, sabrı ve mücadeleyi ortadan kaldırıyor.

Anne babalar sadece maddi imkân sağlamakla görevlerini tamamladıklarını düşünmemelidir.

Çocuğa değer, sınır, sorumluluk ve vicdan eğitimi verilmediğinde dış dünyanın etkisi daha güçlü hale gelir.

Eğitim önce evde başlar.

Burada devletimizin de ciddi radikal kararlar alması lazım.

Öncelikle medya yeniden ele alınmalıdır.

Özellikle gençlerimize Milli ve manevi değerleri ön plana çıkaran yayınlar teşvik edilmelidir.

RTÜK, televizyon programları ve diziler konusunda çok daha etkili denetim yapmalıdır.

Şiddeti özendiren, suç figürlerini yücelten ve aile yapısını zedeleyen yapımlara ciddi sınırlamalar getirilmelidir.

Kadın programları adı altında aile mahremiyetini ekranlara taşıyan, toplumsal gerilimi artıran formatlar yeniden gözden geçirilmelidir.

Sosyal medyada ise şiddet, uyuşturucu, istismar ve cinsel suç içerikli görüntüler konusunda daha sıkı yasal denetimler uygulanmalıdır.

Gençleri koruyacak dijital filtreleme sistemleri ve yaş sınırlamaları güçlendirilmelidir.

Okullar gençlere sadece bilgi değil; ahlak, vicdan, sorumluluk, saygı ve toplumsal bilinç de kazandırmalıdır.

Milli ve manevi değerler genç neslin karakter inşasında daha güçlü yer bulmalıdır.

Çünkü toplumları ayakta tutan yalnızca teknoloji ya da ekonomi değil, bizim milli ve manevi değerlerimizdir.

Bu saldırıları gerçekleştiren gençlerin muhakeme gücü gelişmemiş yaşlardadır.

Eğer bir çocuk internet üzerinden, arkadaş çevresinden ya da ev içindeki denetimsizlik nedeniyle silaha erişebiliyorsa, burada yalnızca bireysel değil aynı zamanda sistemsel bir açık vardır.

Devletimizin bu konuda çok daha radikal ve caydırıcı kararlar alması artık kaçınılmaz hale gelmiştir.

Ruhsatsız silah satışına karşı denetimler artırılmalı, internet üzerinden yasa dışı silah teminine aracılık eden platformlar ve gruplar çok sıkı takip edilmelidir. Özellikle sosyal medya, oyun platformları ve Telegram ve kapalı mesajlaşma grupları üzerinden gençlere ulaşan suç ağları titizlikle incelenmelidir.

Çünkü bugün birçok genç, dijital mecralarda kötü karakterleri ve şiddeti öven figürleri rol model almaktadır.

Oyunlarda sürekli ödüllendirilen saldırgan karakterler, sosyal medyada güç sembolü gibi sunulan silahlı kişiler ve suç kültürünü yücelten içerikler genç zihinlerde tehlikeli bir algı oluşturmaktadır.

Silah, onların gözünde bir suç aracı değil; güç, saygınlık ve korku yaratma aracı gibi gösterilmektedir.

İşte bu algı kırılmadan sorunun önüne geçmek mümkün değildir.

Bugün gençliği kaybediyorsak, aslında geleceğimizi kaybediyoruz.

Ekranlar çocuklarımızı bizden daha fazla eğitiyorsa, burada hepimizin durup düşünmesi gerekir.

Aile, okul, medya ve devlet birlikte hareket etmeden bu gidişat değişmez.

Yarın daha ağır bedeller ödememek için, çocuklarımızı sosyal medyanın, şiddetin ve yozlaşmış hayatların insafına bırakamayız.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Yükleniyor..
    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.