SON DAKİKA
Hava Durumu

6 Şubat Yıkımın Ekonomik Faturası

Yazının Giriş Tarihi: 12.02.2026 17:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.02.2026 17:12

6 Şubat 2023’te yaşanan büyük deprem, Türkiye’nin yalnızca şehirlerini değil, ekonomik dengelerini de derinden sarstı.

Kahramanmaraş merkezli depremler, 11 ili kapsayan geniş bir coğrafyada üretimden istihdama, bütçeden yatırımlara kadar pek çok alanda kalıcı izler bıraktı.

Depremin ilk günlerinde insan kayıpları ve arama-kurtarma çalışmaları ön plandaydı. Ancak zaman ilerledikçe, felaketin ekonomik tahribatı daha net görünür hale geldi.

Milli Gelirde Büyük Kayıp

Deprem bölgesi, Türkiye’nin sanayi, tarım ve ticaret açısından önemli merkezlerini barındırıyordu.

Bu nedenle yaşanan yıkım, sadece bölgesel değil ulusal ölçekte ekonomik daralmaya yol açtı.

Yapılan hesaplamalar, depremin doğrudan ve dolaylı maliyetinin milli gelirin yaklaşık yüzde 8-10’u seviyesinde olduğunu gösteriyor.

Üretim tesislerinin durması, lojistik ağların kopması ve iş gücü kaybı, ekonomik büyümeyi aşağı çeken temel unsurlar oldu.

2023 yılı büyüme beklentileri deprem sonrası aşağı yönlü revize edilirken, toparlanmanın zamana yayılacağı netleşti.

Bütçe Dengesi ve Kamu Harcamaları

Devlet, felaketin hemen ardından büyük bir kamu harcama yükü ile karşı karşıya kaldı. Arama-kurtarma, geçici barınma, sosyal destekler ve yeniden inşa çalışmaları, bütçede ciddi bir genişlemeye neden oldu.

Bu durum, kamu maliyesi üzerinde baskı oluştururken bütçe açığını da büyüttü.

Öte yandan, deprem bölgesinde ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması, vergi gelirlerinde düşüşe yol açtı. Harcamalar artarken gelirlerin azalması, mali disiplini zorlayan bir tablo ortaya çıkardı.

İstihdam ve Sosyal Etkiler

Deprem, yüz binlerce insanı işsiz bıraktı. Küçük esnafın, KOBİ’lerin ve tarımsal işletmelerin büyük bölümü ya faaliyetlerini durdurdu ya da ciddi kapasite kaybı yaşadı.

Göç eden nüfus, hem deprem bölgesinde hem de göç alan şehirlerde iş gücü piyasasında yeni sorunları beraberinde getirdi.

Bu süreç, yalnızca ekonomik değil sosyal dengeleri de etkileyen bir istihdam krizini doğurdu.

Yatırım ve Güven Sorunu

Büyük afetler, ekonomilerde güven unsurunu da zedeler. Deprem sonrası artan belirsizlik, yatırım kararlarının ertelenmesine ve finansman maliyetlerinin yükselmesine neden oldu. Özellikle yabancı yatırımcılar açısından risk algısının arttığı bir dönem yaşandı.

Yeniden İnşa Zorunluluk ve Fırsat

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, yeniden inşa süreci Türkiye için aynı zamanda bir yenilenme fırsatı sunuyor. Depreme dayanıklı şehirler, güçlü altyapı yatırımları ve planlı kentleşme politikaları, uzun vadede ekonomik dayanıklılığı artırabilir.

Ancak bunun için geçici çözümler değil, kalıcı ve bilim temelli politikalar gerekiyor.

6 Şubat depremi, Türkiye’ye çok ağır bir insani ve ekonomik bedel ödetti. Bu felaket, afetlere hazırlığın bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye, bu acı tecrübeden gerekli dersleri çıkarabildiği ölçüde, gelecekte benzer felaketlerin ekonomik yıkımını azaltabilir.

Aksi halde her deprem, yalnızca şehirleri değil, ülkenin geleceğini de sarsmaya devam edecektir.

Bu vesileyle, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.

Depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, yaraların bir an önce sarılmasını temenni ediyorum.

Bu büyük acının, daha güvenli şehirler ve daha dirençli bir ekonomi inşa etme konusunda kalıcı bir farkındalığa dönüşmesini diliyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Yükleniyor..
    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.