Türkiye’de bazı meslekler vardır ki, resmi takvimde kıpkırmızı bir "tatil" günü yazsa bile, hayatlarında o kelimenin gerçek bir karşılığı olmaz.
Serbest çalışan mali müşavirlik mesleği, maalesef bugün tam olarak bu görünmez pranganın pençesindedir.
Televizyon ekranlarında “9 günlük bayram tatili”manşetleri dönerken, milyonlarca vatandaş memleket ya da tatil planları yapıp otelleri doldururken; mali müşavirler ofislerinde bilgisayar başında geçici vergi, KDV, SGK ve muhtasar beyannameleri yetiştirme telaşı yaşıyor.
Neden mi?
Çünkü çarklar durmuyor.
Takvim işlemeye devam ediyor.
Vergi dairesi süre istiyor.
SGK bildirim bekliyor.
Müşteri ise her zaman olduğu gibi evrakı son güne, son saate bırakıyor!
Bütün bu ağır yükün altında ezilen mali müşavirin ne dinlenmeye, ne ailesine ne de bayram sevincine ayıracak tek bir dakikası kalıyor.
Bugün Türkiye’de binlerce serbest çalışan mali müşavir, adeta unvanı konulmamış bir kamu görevi yürütmektedir.
Devletin vergi tahsilatı, işletmelerin finansal düzeni ve çalışma hayatının kayıt sistemi, tamamen bu meslek mensuplarının omuzlarında yükseliyor.
Fakat ne acıdır ki; iş yükü dağ gibi büyürken, mesleğin itibarı ve emeğe verilen değer aynı ölçüde küçülüyor.
İşin en can acıtan, vicdanları sızlatan tarafı ise şudur;
Bazı işletmeler milyonluk cirolar yaparken, lüks tatil beldelerinden ardı ardına fotoğraflar paylaşırken; sıra mali müşavirin hakkını ödemeye geldiğinde aylarca süren sessizliği normal görebiliyor!
O bayram sahillerinden paylaşılan "mutlu" karelerin arkasında; tahsil edilemeyen muhasebe ücretleri, ödenmeyen emekler ve güpegündüz görmezden gelinen alın terleri var.
Muhasebe Ücreti Sadece Bir Fatura Değildir!
Unutulmamalıdır ki; o makbuzların, o faturaların içinde uykusuz geceler, yüksek stres, aileden çalınan zamanlar ve sağlığından verilen ödünler gizlidir.
Emeğin karşılığını geciktirmek, sadece ticari bir gecikme değil, büyük bir vicdani meseledir.
Bugün birçok meslektaşım bayram sabahına çocuklarıyla kahvaltı masasında değil, bilgisayar ekranı karşısında giriyor. Telefonlar kapatılamıyor, “Bir eksik evrak daha gelir mi?” kaygısı beyinleri kemiriyor.
Şimdi sormak gerekiyor?
Serbest çalışan mali müşavirlerin bu çilesi ne zaman bitecek?
Bu devasa yük daha ne kadar görmezden gelinecek?
Bayram tatili bu ülkenin her vatandaşına var da, mali müşavire neden yok?
Bir ülkenin ekonomik düzeni sadece büyük yatırımlarla değil, arka planda bu düzeni ayakta tutan fedakâr beyinlerle yaşar.
Bayramı tatil gibi yaşayamayan, ofisinde beyanname yetiştirmeye çalışan ve emeğinin karşılığını almakta zorlanan tüm meslektaşlarıma sabır diliyorum.
Muhasebe borcunu ödemeyip, şezlongdan başarı hikayesi yazanlara da küçük bir hatırlatma!
Kul hakkı bazen bir maaşta, bazen bir alacakta, bazen de görmezden geldiğiniz o alın terinde saklıdır.
İyi bayramlar!