SON DAKİKA
Hava Durumu

Bereketli Toprakların Doymayan "Aracı" Canavarı

Yazının Giriş Tarihi: 06.03.2026 18:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.03.2026 18:29

Türkiye, tarımsal üretim gücüyle dünyayı parmağında oynatabilecek bir dev.

Kâğıt üzerindeki rakamlara baktığınızda göğsünüz kabarır

Sebzede dünya üçüncüsü, meyvede dördüncü, Avrupa’nın sığır eti ve yumurta şampiyonu...

21 farklı bitkisel üründe kürsünün ilk üç basamağından inmiyoruz.

Ancak bu devasa üretim gücüyle tezat oluşturan acı bir gerçek var.

Üretici kan ağlıyor, tüketici ise ateş pahasına ürün alıyor.​

Peki, bu devasa pasta nereye gidiyor?​

Üretim Var, Peki Ya Adalet?​

Türkiye’nin tarım verileri bir başarı hikâyesi gibi görünse de, bu hikâyenin gizli bir kahramanı değil, "gizli bir faili" var. Çiftçinin alın teriyle, toprağın bereketiyle beslenen; ne tarlada çapa sallayan ne de ahırda sabahlayan ama kârın aslan payını cebine indiren o meşhur "aracılar".

​Tohumda dünya devleri arasına girmişiz, su ürünlerinde Avrupa'nın zirvesindeyiz; fakat pazar tezgâhına geldiğimizde, o ürünün fiyatı tarladakinin 5-6 katına çıkmış oluyor. Bu bir serbest piyasa ekonomisi değil, bu resmen bir sömürü düzenidir.​

Ramazan’ın Bereketi mi, Fırsatçının Ganimeti mi?​

Özellikle Ramazan ayı gibi manevi iklimin yüksek olduğu dönemlerde, halkın temel gıdaya erişimini bir "vurgun fırsatı" olarak gören tüccar zihniyeti, Türkiye’nin en büyük yapısal sorunudur. Çiftçinin 5 liraya sattığı domatesi, bin bir bahane ve lojistik kılıfıyla 40 liraya sofraya getiren bu mekanizma, sadece cüzdanları değil, toplumsal vicdanı da kurutuyor.

​Tarımın ekonomiye katkısı, sadece ihracat rakamlarıyla ölçülmemelidir.

Gerçek katkı;​

Çiftçinin toprağını terk etmediği,​

Halkın taze ve ucuz gıdaya ulaştığı,​

Aracının ise emeğe saygı duyduğu bir denklemle mümkündür.

Üretim Gücü, Denetimle Taçlanmalı​

Dünya sıralamasında ilk 10’da yer aldığımız tarım kalemleri bize bir güç veriyor. Ancak bu gücü, "aracı enflasyonu" ve "tüccar fırsatçılığı" ile çarçur ediyoruz.

Türkiye’nin tarımsal kalkınması, tarladan sofraya kurulan o karanlık tünellerin aydınlatılmasından geçiyor.​

Eğer bu devasa üretim gücünü, halkın cebini koruyan bir denetim mekanizmasıyla birleştiremezsek; biz dünya şampiyonu olmaya devam ederiz ama vatandaşımız kendi toprağının mahsulüne uzaktan bakmak zorunda kalır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Yükleniyor..
    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.