TCMB’nin Şubat ayı anketi, Türkiye ekonomisinin sadece rakamlarını değil, toplumun psikolojisini ve geleceğe bakışını da ortaya koyan önemli bir veri seti sundu.
Anket sonuçlarına göre hane halkının gelecek 12 ay için yatırım tercihleri dikkat çekici bir tabloyu gözler önüne seriyor
Altın: yüzde 55
Ev / dükkân / arsa: yüzde 30
Araba: yüzde 3,3
Vadeli mevduat: yüzde 3,1
Döviz: yüzde 2,4
Bu dağılım, Türkiye’de yatırım davranışlarının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyolojik bir gerçeklik olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Altın Güvenin Değişmeyen Adresi
Listenin açık ara lideri yine altın. Yüzde 55 gibi oldukça yüksek bir oran, Türk toplumunun belirsizlik dönemlerinde refleksinin değişmediğini gösteriyor.
Altın, Türkiye’de sadece bir yatırım aracı değil; aynı zamanda kriz sigortasıdır.
Enflasyon geçmişi, kur şokları ve ekonomik dalgalanmalar, vatandaşın zihninde “değerini koruyan varlık” algısını güçlü biçimde yerleştirmiştir.
Finansal okuryazarlık seviyesi artsa bile, güven unsurunun ekonomik teorilerden daha belirleyici olduğu görülüyor. Çünkü yatırım kararları çoğu zaman matematikten değil, tecrübeden doğar.
Gayrimenkul Enflasyona Karşı Somut Güvence
Yüzde 30 ile ikinci sırada yer alan ev, dükkân ve arsa yatırımları da Türkiye’ye özgü güçlü bir eğilimi yansıtıyor
Somut varlığa yönelim.
Gayrimenkulün tercih edilmesinin üç temel nedeni var;
Enflasyona karşı korunma beklentisi
Kira geliri potansiyeli
Nesiller arası servet aktarımı
Türk yatırımcısı için taşınmaz mal, yalnızca kazanç değil aynı zamanda güvenlik hissidir. Finansal varlıkların volatil olduğu dönemlerde fiziksel varlıkların cazibesi artmaktadır.
Otomobil Yatırımdan Tüketime Geçiş
Bir dönem yatırım aracı gibi görülen otomobilin payının yüzde 3,3’e gerilemesi önemli bir değişimi işaret ediyor.
Son yıllarda artan kredi maliyetleri, vergi yükü ve fiyat stabilizasyonu beklentisi, otomobili spekülatif yatırım olmaktan çıkarıp yeniden tüketim malı konumuna yaklaştırmıştır.
Bu veri, piyasalarda rasyonelleşmenin başladığına dair küçük ama anlamlı bir sinyal olarak okunabilir.
Vadeli Mevduat Neden Geride?
Faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir dönemde vadeli mevduatın yalnızca yüzde 3,1 tercih edilmesi dikkat çekicidir. Bu durum iki önemli gerçeğe işaret ediyor;
Vatandaş nominal faizden çok reel getiriye bakıyor.
Enflasyon beklentileri hâlâ güçlü.
Tasarruf sahibinin zihninde şu soru hâkim
“Faiz kazancı paramın değerini gerçekten koruyacak mı?”
Bu güven oluşmadan finansal sistemde derinleşme sınırlı kalacaktır.
Döviz Talebindeki Düşüş Ne Anlatıyor?
Yıllarca Türkiye’de yatırım reflekslerinin merkezinde yer alan dövizin yüzde 2,4’e gerilemesi oldukça dikkat çekici. Bu tablo; Kur beklentilerinin görece sakinleştiğini, Kur korumalı araçların etkisini, Politika normalleşmesinin algısal sonuçlarını gösteriyor olabilir.
Ancak bu düşüşün kalıcı olup olmayacağı, enflasyon ve para politikasının güvenilirliğiyle doğrudan bağlantılı olacaktır.
Asıl Mesaj Güven Finansal Sistemden Önce Gelir
TCMB anketi bize şunu net biçimde söylüyor;
Türkiye’de tasarruf sahibi hâlâ finansal ürünlerden çok değer saklama araçlarına yöneliyor.
Altın ve gayrimenkul toplamda yüzde 85’lik tercih oranına ulaşırken, finansal sistem araçlarının düşük payda kalması, ekonomide güven inşasının hâlâ tamamlanmadığını ortaya koyuyor.
Ekonomik istikrar sadece faiz politikasıyla değil; öngörülebilirlik, fiyat istikrarı ve uzun vadeli güven ortamıyla sağlanabilir.
Vatandaşın yatırım tercihi, aslında ekonomiye verdiği nottur.
Bugün görünen tablo ise oldukça açık: Türk halkı kazançtan önce güven arıyor.