SON DAKİKA
Hava Durumu

Türkiye’de çölyaklı olmak

Yazının Giriş Tarihi: 13.05.2026 09:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.05.2026 09:21

Türkiye’de çölyak hastası olarak yaşamak, yalnızca bir sağlık sorunu ile baş etmek değil; aynı zamanda sosyal, ekonomik ve psikolojik birçok engeli aşmaya çalışmaktır.

Glütensiz beslenme, dışarıdan bakıldığında bir diyet tercihi gibi algılansa da çölyaklı bireyler için bu, yaşam boyu uygulanması gereken tek tedavi yöntemidir.

Ülkemizde mutfak kültürünün büyük ölçüde unlu gıdalar üzerine kurulu olması, çölyaklı bireylerin hayatını oldukça zorlaştırmaktadır.

Simit, ekmek, pide, börek ve tatlılar gibi günlük hayatın vazgeçilmezleri, çölyak hastaları için ciddi bir sağlık tehdidi oluşturur.

Üstelik mesele sadece bu ürünleri tüketmemek değildir; çapraz bulaşma riski nedeniyle “glütensiz” olduğu söylenen birçok yiyecek dahi güvenli olmayabilir.

Ekonomik açıdan da tablo iç açıcı değildir. Glütensiz ürünler çoğu zaman standart ürünlere göre kat kat pahalıdır.

Bu durum, özellikle dar gelirli aileler için glütensiz beslenmeyi sürdürülebilir olmaktan çıkarmaktadır.

Çölyaklı bireyler için gıda, yalnızca alışveriş kalemi değil, aynı zamanda ciddi bir yaşam maliyetidir.

Sosyal yaşamda da görünmeyen bir yalnızlık vardır.

Dışarıda yemek davetleri, düğünler, iş toplantıları ya da sıradan bir kafede çay içmek bile planlama gerektirir.

Çünkü çoğu zaman güvenle tüketilecek bir ürün bulmak mümkün değildir.

Çevrenin bilgi eksikliği de bu yükü artırır. “Bir lokmadan bir şey olmaz” anlayışı, hastalığın ciddiyetinin toplumda hâlâ yeterince anlaşılmadığını göstermektedir.

Bu noktada sivil toplum kuruluşlarının önemi ortaya çıkmaktadır.

Özellikle "Bursa Çölyakla Yaşam Derneği" Bursa’da çölyaklı bireylerin yaşamını kolaylaştırmak adına önemli bir dayanışma örneği sergilemektedir.

Derneğin kurucusu ve başkanı Yusuf Altay öncülüğünde yürütülen çalışmalar,

yalnızca glütensiz ürün temini konusunda değil; farkındalık oluşturma, sosyal destek sağlama ve çölyaklı bireylerin sesini kamuoyuna duyurma açısından da büyük değer taşımaktadır.

Ben de bu derneğin bir üyesi olarak yakından görüyorum ki, böyle oluşumlar çölyaklı bireyler için sadece bir dernek değil; adeta bir dayanışma ailesidir.

Yapılan etkinlikler, bilgilendirme toplantıları ve sosyal projeler sayesinde insanlar yalnız olmadıklarını hissediyor.

Bu tür çalışmalar, yerel yönetimlerin ve toplumun konuya bakışını da olumlu yönde etkiliyor.

Çölyak meselesi artık yalnızca bireysel sağlık problemi olarak görülmemelidir. Restoranlarda glütensiz mutfak standartlarının denetlenmesi, devlet desteklerinin güncellenmesi, yerli

glütensiz üretimin teşvik edilmesi ve belediye hizmetlerinin yaygınlaştırılması acil ihtiyaçtır.

Ancak bunların yanında sivil toplumun katkısı da göz ardı edilmemelidir.

Bir çölyaklı olarak şunu net ifade edebilirim. Glütensiz yaşam bir lüks değil, tek ilaçtır.

Ve toplumun gelişmişlik düzeyi, özel gereksinimi olan bireylerin yaşamını ne kadar kolaylaştırdığıyla ölçülür.

Bursa’da bunun güzel örneklerinden biri olan "Bursa Çölyakla Yaşam Derneği" gibi kuruluşlar, umudu büyüten ve dayanışmayı güçlendiren önemli yapılardır.

Sofralarda herkesin güvenle yer alabildiği günlere ulaşmak ise ancak ortak bilinç ve güçlü dayanışmayla mümkün olacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Yükleniyor..
    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.